Thursday, December 25, 2008

başıbozuk

eurovision'un ciddiye alınası bir yarışma olduğunu tartışmıyoruz değil mi? ama mor ve ötesi'ni dinleyince aslında olayın o kadar da küçük olmadığını anlıyor insan. niteliği ya da niceliği tartışılsa bile o yarışmayı izleyip sonrasında beğendiği grupları takip eden bir kitle de var. bakın mesela şu iki adrese!
...
o forumlarda (yani kiril alfabesini okuyamadığıma göre ingilizce olanda) "neden kapaklarında isa'nın resmi kullanmışlar ki?" tartışıldı geçtiğimiz günlerde. tahmin etmiş olacağınız gibi, tartışmanın nesnesi kapak, "başıbozuk"un kapağı. harun tekin'in açıklamasına göre bu, "başıbozuk"un içerdiği sivil itaatsizlik ve "deli" kavramı üzerine giden bir ruhi dengesizliğin yanında, "dört adamın birlikte müzik yapmasının, dört başın bir baş etmesinin sembolü." gerçekten de iç kapaktaki resimlerindeki suratlar üst üste binince böyle bir figür oluşuyor. yani eğer grup olan james böyle bir adam ise, mor ve ötesi de isa'ya benziyor yani, hepsi bu. bir fanlarının "neden isa? çünkü isa buda gibi her yerde çok takipçisi olan bir figür değil ki?" diye sorması da hoşuma gitti, ekleyeyim.
...
"başıbozuk," mor ve ötesi'nin eurovision sayesinde oldukça yoğun geçen bir yılda hayranlarına bir hediyesi. "deli" zaten bildiğimiz bir şarkı, geçelim. "iddia" en çok rakel dink'in eşinin ardından yaptığı unutulmaz konuşmaya yaptığı göndermeyle sivriliyor, ama gerçekten güzel de bir parça. "sonbahar" ise üçlünün zirvesi, müthiş, müthiş şarkı. hem sözleri güzel, hem de melodisi. eldeki üç yeni şarkının da iyi olması, mor ve ötesi'nin form durumu hakkında umut verici.
...
canlı şarkılarla ilgili bir şey söylemek de yersiz. "kış geliyor," "re" ve "bir derdim var." sahne performansı açısından da mor ve ötesi'nin bir sıkıntısı olmadı hiçbir zaman. her izlediğinizde bir öncekinden iyi gelen bir sahnesi vardır grubun. kayıtların yapıldığı gün trt stüdyolarında olan birisi olarak beğendiğimi söyleyebilirim, ama sadece dinleyen birisine şarkıların güzelliği dışında bir şey vaadediyor mu tartışılır. yani, morlar sahnede farklı çalmayı seven gruplardan değiller, olanı en iyi şekilde çalmaktır niyetleri. o yüzden bu üç şarkıyı duymanın verdiği keyif, canlı dinlerken katlanmıyor. azalmıyor da. öyle.
...
remix'lere gelirsek, "kördüğüm"ü ve burak güven'in de çalıştığı "darbe"yi ve kerem kabadayı'nın serkan hökenek'le yaptığı "iddia"yı beğendim. ayça şen'in bugün yarın çıkacak albümünü de dinleyince burak'ta zaten prodüktör olarak da sağlam bir yetenek bulunduğunu fark ediyor insan. iyi bir müzisyenliğin yanında iyi de dinleyici olmasının etkisiyle olduğunu düşünüyorum, prodüktörlüğünü yaptığı şarkılarının zenginliklerinden.
...
düzgün bir albüm, ama hepsinin bir arada olduğu bir paket albüm olması "başıbozuk"un dezavantajı. bir oturuşta "deli"den yola çıkıp canlı şarkılardan sonra sekiz remix'i dinlemek, bir "extended ep" için yorucu. aslında kaset veya plak olmalıymış belki de. a ve b yüzü olarak bir grubun iki farklı yansıttığı için. ama "başıbozuk" işte, harun'un deyimiyle "albümün barındırdığı kaotik durumu" da temsil ediyor bir yandan.

1 comment:

  1. gerçekten nefis bi yazı olmuş, ellerinize sağlık.

    ReplyDelete