Monday, November 30, 2009

ahmet uluçay (1954-2009)

ahmet uluçay, sinema aşkının vücutlaşmış hali, artık yok. altı yaşında kütahya'daki köyüne bir seyyar sinemanın yolu düştüğünde aşık olmuştu hareketli görüntülere, bugün 55 yaşında son nefesini verene kadar da değişmedi bu. daha küçücük bir çocukken arkadaşı ismail'le birlikte bir sinema makinesi yapmışlardı. çöpten topladıkları filmleri kurgulayıp yansıtmayı becermişlerdi. bir ahır sinema salonları olmuştu, köy halkı seyircileri.
...
yoldaşı ismail hayat mücadelesine daldı, ahmet uluçay söyleşilerinde hakkını hep teslim ettiği eşinin desteği sayesinde devam etti. kısa filmleri "optik düşler" ve "koltuk değneklerinden kanat yapmak" ödüller aldı. belki daha da önemlisi kendisini ezel akay'la buluşturacak, ilk ve tek uzun metrajlı filmi "karpuz kabuğundan gemiler yapmak"a gidecek yola sokmuştu bu filmler.

kusursuz bir film asla değildir "karpuz kabuğundan gemiler yapmak" (2004). böyle bir iddiası da yoktur zaten uluçay'ın (bir söyleşisinde setine gelen sinema öğrencilerinin "hocam aman, aks atladık!" deyişlerine, "yahu atladıysak atladık, sınır kapısı mı bu aks?" dediğini anlatır yönetmen). ama 90 dakikası boyunca sizi tepecik köyüne sokar. dahası, asla ölmeyecek olan çocukluk düşlerinin dayanılmaz saflığını yansıtır. filmin iki kafadarının sinema yapmaya çalıştıkları sürece yaşadıklarını hisseder, deli emin'in sabotajıyla dünyanızın başınıza yıkıldığını görürsünüz. beckett-vari bir şekilde "yine denemenin" hazzını yaşarsınız. aşık olduğunuz kızın bir gülüşüyle güneşin açışına, işini bilmez bir berberin her şeyi berbat edişine tanık olursunuz. kusurludur ama hayat doludur bu film. sıfır bütçelidir, küçük bir yapımdır ama aslında kocamandır. "büyük" filmdir, bir kalp kadar büyük.
...
"bozkırda deniz kabuğu"nu beklemekteydik. çekimlerin önemli bir kısmının tamamlandığı, ancak önce maddi sorunlar, sonra da uluçay'ın ağırlaşan sağlık durumu yüzünden beklediğini okuyorduk arada. sanki sinema için çalışan beyni bir tümöre yenilmezdi, geri dönerdi diye bekledik. iyi haber gelir diye. olmadı, biraz daha eksildik.
...
güzel bir adam daha gitti, karpuz kabuğundan yaptığı gemisine binip. huzur içinde, sinema düşleri eşliğinde uyusun.

3 comments:

  1. kimi emlak zengini olur paraya para demez, kimi çekmek istediği filmler uğruna hayatını feda eder,
    kimi onlarca film onlarca reklam çeker nefret edilir, kimi tek film ile gönülleri fetheder,
    kimi onca malk mülk para içinde "devlet bize destek vermiyor" diye ağlar, popüler olmak için elinden ne gelirse yapar,
    kimi çektiği hayatın acısını kendi gibi acı çekenlerle paylaşır, ideallerinden kayıtsız şartsız vazgeçemez.

    ReplyDelete