Tuesday, March 20, 2012

altın bamya

bundan birkaç ay önce bir ingiltere ligi karşılaşmasında uruguaylı luis suarez, fransız patrice evra'yla ateşli bir tartışmaya girdi. evra'nın maç sonrası şikayetine göre suarez kendisine defalarca "negro" demişti. karar, suarez'in bu kelimeyi gerçekten kullandığıydı ve bu, kendisine uzunca bir ceza olarak geri döndü. ancak bu karar ortalığı sakinleştirmedi: suarez'in ırkçı saiklerle hareket etmediği ve uruguay'da "negro" kelimesinin günlük argonun bir parçası olduğu savunmasına güvenen taraftarları tepkilerini evra'ya yönelttiler. tribünler ve sosyal medyada fransız'a yönelik tepkiler bir sele dönüştü. işin acısı bu nefretin dozu zaman zaman ırkçılığa da varıyordu. "güzel oyun"dan ırkçılığı söküp atmak isteyenler dolaylı olarak çok daha büyük bir ırkçılık bombasının pimini çekmişlerdi.

ırkçılığın, cinsiyetçiliğin, ayrımcılığın karşısına dikilmek önemli elbette. ancak bunu yaparken militanlaşmaktan da uzak durmak gerekiyor zira karşı olduğunuz şeyin daha yüksek kuvvette yeniden üretilmesi tehlikesi barındırıyor. bir diğer tehlike ise bilinç altında bir tarafı "korunmaya muhtaç" olarak kodlanmaya itmesi ve dolayısıyla ön kabul olarak iki tarafın eşit sayılması gerekirken ayrımcı statüleri belirginleştirmesi.

ben altın bamya ödüllerine baktığımda bu iki tehlikeyi görüyorum yıllardır. sinemada erkek egemen bakışa tepki olarak ortaya konan bu ödüller bence eşitlikçi bir manifestonun değil, "ultra-feminist" bir bakışın hizmetinde. sinemada erkek egemen bir bakışı eleştirmek ve kadın karakterlerin sinemada temsilini teşvik etmek başka bir şey, "sen kadına böyle bakmışsın" diye parmak sallamak başka bir şey.

alin taşçıyan "bütün kahramanların erkek, bütün kadınların da onun sevgilisi / karısı, kurtardığı kişi ya da onu ağına düşürmeye çalışan dişi örümcek olduğu filmler" olarak özetliyor altın bamya'nın neye karşı olduğunu. fakat bir yönetmenin sanatsal tercihi sonucu hikayesini erkeklerin üzerine kurması, gerekirse kadınları arka plana koyması kendi başına kötü bir şey midir? bu bakışla martin scorsese'den orson welles'e, woody allen'dan stanley kubrick'e pek çok büyük üstad "altın bamyalık" filmler mi çekmişlerdir? yoksa altın bamya ekibi güzel bir niyetle yola çıkıp çizgiyi çok erken çizdikleri için kurunun yanında yaşı da yakmaktadırlar?

"altın bamya"nın bu yılki galibi "kaybedenler kulübü" olmuş. benim çok sevdiğim bir film olmasından bağımsız bakmaya çalışıyorum. geçmiş yılların galiplerinden "recep ivedik" gibi tek iddiası komik olmak olan (bence bunda da feci çuvallayan, ama dört milyonu düşünürsek beni haksız çıkaran) bir filmin kamerasını ana karakteri dışındaki herkesi tek boyuta indirgemesinden "seksizm" devşirmek fazla zorlama olmuyor mu? ya da "romantik komedi"nin kadın ana karakteriyle yine bu ödüle koşması altın bamya akademisi'nin kadın karakterin de nasıl olması gerektiğine dair kalın çizgilerinin olduğunu, bunun da sanatta bir tek tipleşmeye işaret ettiğini düşünmüyor muyuz?

"kaybedenler kulübü" bir erkek dünyası filmi. iki ana karakterinin, kendilerini yakından takip etmiş olanlar için fazlasıyla da tanıdık olan hikayesini anlatıyor. o dünyada kadınlar var, her şeyin ilerleyişine de son derece etkililer. ama son kertede hikayenin gelişimi akademiyi memnun etmediği için ödülü aşk etmişler filmin suratına. ancak "kaybedenler kulübü," çağan ırmak filmleri, "romantik komedi," "kurtlar vadisi" veya "recep ivedik"ler kolay hedef. nuri bilge ceylan'ın tamamen erkeklerin dünyasını resmettiği filmde görünen (ve görünmeyen) tüm kadınların da o erkeklerin eşleri olduğu muhteşem "bir zamanlar anadolu'da"sını neden aday yap(a)mamışlar acaba? eğer bunu yapabilselerdi o zaman akademinin samimiyetine inanırdım. bu haliyle geçmiş senelerde olduğu gibi bu sene de verdikleri "ödülün" temel kriterinin "hoşumuza gitmedi" olduğunu hissettiriyorlar. zaten bu yüzden ilk seneden beri futboldan çalma bir deyişle "düşünce güzel ama vuruş kötü" bir organizasyon olduğunu düşünüyorum altın bamya'nın.

cinsiyetçilik çok kötü bir şeydir ama cinsiyetçilik polisliği de az çirkin şey değildir. altın bamya'nın dört yıldır yaptığı işte bu ikincisi.

2 comments:

  1. bir zamanlar anadolu'da bu yılın adayları arasındaydı. ben de çok cinsiyetçi olduğunu düşünüyorum, nuri bilge ceylan filmlerinde sık sık kadınların günahın kaynağı olduğunu ima ediyor, bza'da da bu vardı. fakat yeterli oy alamamış demek ki.

    ReplyDelete
  2. okuyuculardan uyaranlar oldu, nuri bilge ceylan'ın "üç maymun"u "kadın karakter" dalında ödül almış. "bir zamanlar anadolu'da" ise adaylar arasında yok. aslında ben bu film ve nuri bilge ceylan sineması konusunda tam tersini düşünüyorum. vaktinizi ayırırsanız, "bir zamanlar anadolu'da" üzerine yazdığım yazıyı da okumanızı öneririm.

    http://www.cekmekaset.com/2011/10/bir-zamanlar-anadoluda.html

    ReplyDelete